Dr.Alper Mumcu
İletişim ve Randevu
Site Hakkında
Gerçek hasta ve kullanıcı yorumları

Klamidya

Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.

A.B.D.’de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir.

Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.

Kadınlarda servisit adı verilen rahim ağzı enfeksiyonuna neden olurken hem erkek hem de kadınlarda idrarı dışarıya atan üretra adı verilen borunun ve rektumun enfeksiyonlarından sorumludur.

Halk arasında çok fazla bilinmeyen bu hastalık kadınlarda çok ciddi hasara neden olabilen pelvik iltihabi hastalıklara yol açabilir. Bu hastalığın doğal sonuçları arasında kronik pelvik ağrı, tüplerde hasar ve buna bağlı olarak dış gebelik riskinde artış ve hatta kısırlık sayılabilir.

Klamidya ne sıklıkta görülür?
Klamidya Amerika Birleşik Devletleri’nde en fazla görülen cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Yıllık 4 milyon civarında yeni olgu olduğu tahmin edilmekle birlikte, hastaların çoğunda hiçbir yakınma ve bulgu olmadığı için pek çok hastanın aslında rapor edilmediği düşünülmektedir.

Klamidya enfeksiyonu genel olarak genç yaş grubunun hastalığıdır. 14-24 yaş arası cinsel yönden aktif gençlerde görülme sıklığı 25-39 yaşındakiler ile karşılaştırıldığında yaklaşık 3 kat daha fazladır. Cinsel yönden aktif olan 14-19 yaş aralığındaki her 15 gençten birinde klamidya enfeksiyonu olduğu kabul edilmektedir. Eşcinsel erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır.

Klamidya nasıl bulaşır?
Klamidya temel olarak, bakteri ile enfekte olan bir partnerin penis, vajina, ağız veya anüsü ile temas yolu ile bulaşır. Bulaşması için erkeğin ejeküle olması (boşalması) gerekli değildir. Klamidya aynı zamanda enfekte bir gebeden doğum sırasında bebeğine de bulaşabilir Bebekte opthalmia neonatorum adı verilen göz enfeksiyonu ya da zaatürre olarak kendini gösterir.

Doğum esnasında rahim ağzında tedavi edilmemiş klamidya enfeksiyonu olan kadınların bebeklerinde bu bakteriye bağlı göz iltihabı görülme oranı %18-44 arasında iken, %3-16 bebekte de zaatürre saptanmaktadır.

Doğum sırasında bakteriye maruz kalan bebeklerde rektal ve genital klamidya yaklaşık 1 yıl kadar sürebilir. Daha büyük çocuklarda klamidya enfeksiyonu saptandığında cinsel taciz öncelikle düşünülmelidir.

Daha önceden klamidya nedeni ile tedavi edilen kişiler aktif enfeksiyonu olan başka bir kişi ile cinsel ilişkide bulunduklarında yeniden hastalık kapabilirler.

Kimler risk altındadır?
En fazla görülen cinsel yolla bulaşan hastalık olan klamidya için seks yapan herkes risk altındadır.

Ancak davranış ve kültürel nedenlere bağlı olarak cinsel yönden aktif olan gençler en yüksek riske sahiptir. Düzenli cinsel yaşantının başladığı bu yaşlarda gençlerin çoğu condom kullanmaktan kaçınmaktadır, bu yaş grubunda birden fazla partner ile ilişki daha çok görülmektedir ve bu faktörler hastalığın bulaşma riskini arttırmaktadır.

Ayrıca maliyet, utanma gibi nedenler ile etkili korunma yöntemlerine rahatlıkla ulaşamama ve bilgisizlik de hastalığın görülme sıklığını arttıran faktörler arasında sayılabilir.

Belirtileri nelerdir?
Klamidya sessiz enfeksiyon olarak bilinir. Bunun nedeni çoğu zaman hiçbir belirti vermemesi ve anormal muayene bulgularının olmamasıdır. Yapılan araştırmalarda labovatuar testleri ile klamidyanın saptandığı olguların sadece %5-30’unda yakınmaların olduğu gösterilmiştir.

Hastalığın kuluçka süresi de değişkendir ve haftalar sürebilir.

Kadınlarda ilk olarak rahim ağzını (serviks) tutar ve bu bölgenin iltihabı (servisit) ile ilgili sümüğümsü iltihaplı bir akıntı ve ilişki sonrası kanama gibi bulgular görülebilir. Bazen iltihap üretrada daha belirgindir ve sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma gib yakınmalar ön plandadır.

Rahim ağzından üst tarafa doğru ilerleyen hastalık rahim ve fallop tüplerini tutarak pelvik iltihabi hastalığa (PID) yol açabilir. PID hiçbir belirti vermeyecek şekilde subklinik PID olarak görülebilir.

Bazı durumlarda hastada acil servise başvurmayı gerektirecek kadar şiddetli kasık ağrısı görülür. Muayenede rahim ağzı son derece hassastır ve tedavi hastaneye yatırılmayı gerektirebilir.

Erkeklerde çoğu zaman hiçbir bulgu yoktur. Nadir olgularda tek taraflı testis ağrısı ve/veya penis ucundan akıntı dikkat çekici olabilir.

Rektum tutulumunda bu bölgede ağrı, akıntı ve kanama saptanabilir.

Enfekte genital sekresyonlar ile temasa bağlı hem erkek hem de kadınlarda göz enfeksiyonları görülebilir.

Klamidya enfeksiyonunun zararları nelerdir?
Klamidya enfeksiyonunun ilk atağı genelde fark edilmez ancak bu hastalık hem kısa dönem hem de uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Tedavi edilmeyen kadınların %10-15;inde rahim ve tüpleri tutarak neden olduğu PID tüplerde kalıcı hasara neden olabilir. Bu hasar kronik kasık ağrısının nedeni olabileceği gibi bundan çok daha önemli bir sonuca neden olur: Kısırlık. Ayrıca hasarlı tüplerde dış gebelik gelişme riski çok daha fazladır.

Bazı hastalarda karaciğeri sarmalayan zar tabakasında iltihap ve buna bağlı yapışıklıklar olabilir. Fitz-Hugh-Curtis Syndromu adı verilen bu tablo kronik karın ağrısı nedenlerinden biridir.

Daha önceleri Reiter Sendromu olarak anılan üretrit, konjuktivit ve eklem iltihabının bir arada görüldüğü durum da kamidyaya bağlı gelişir.

Gebelerde tedavi edilmemiş klamidya erken doğum ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca bebekte göz ve akciğer enfeksiyonu görülebilir. Yenidoğanlarda belsoğukluğu için uygulanan göz damlaları klamidyaya karşı koruyuculuk sağlamaz.

Yenidoğanda klamidya enfeksiyonlarını önlemenin en kolay ve etkili yöntemi gebelerde tarama yapmak ve hastalık saptanması durumunda zaman kaybetmeden tedavi etmektir. Tüm gebe kadınların ilk doktor kontrolünde taranması önerilir. 25 yaşın altında ve klamidya açısından risk altındaki kadınların son 3 ayda yeniden taranması uygundur.

Enfeksiyon saptanması durumunda tedaviyi takip eden 3. hafta ve 3. ayın sonunda yeniden test yapılmalıdır.

Kimlerde klamidya testi yapılmalıdır?
Klamidya en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıktır ve cinsel yönden aktif herkes risk grubundadır. Akıntı, idrar yaparken yanma, genital bölgede ağrılı şişlikler, yara ve döküntüsü olan herkes zaman kaybetmeden doktoruna başvurmalıdır. Partnerinde cinsel yolla bulaşan bşr hastalık saptatan kişiler de zaman kaybetmeden muayene olmalıdırlar.

En sık görülen hastalık olmasına karşın çoğu zaman belirti vermediği için pekçok vaka ancak tarama testleri ile saptanabilir. Tarama programlarının kadınlarda görğlen uzun dönem etkileri azalttığı ortaya konmuştur.

Amerikan hastalık kontrol merkezi (CDC) 25 yaşından küçük ve cinsel yönden aktif her kadının yılda bir defa klamidya testi yaptırmasını önermektedir.

25 yaşından büyük ve klamidya açısından yüksek riskli kabul edilen yeni br partneri olan ya da birden fazla partneri bulunan kadınlarda da yılda bir test tekrarlanmalıdır.

Az önce belirrtiğim gibi tüm gebe kadınların ilk doktor kontrolünde taranması,25 yaşın altında ve klamidya açısından risk altındaki kadınların son 3 ayda yeniden taranması uygundur.

Erkeklerde rutin tarama önerilmemektedir.

Klamidya tanısı nasıl konur?
Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.
Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır.

Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.

Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir.

Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır.

Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır.

Tedavi
Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.

Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir.

Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.

Tedavi süresince cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir.

Antibiyotikler enfeksiyonu kurutur ancak ortaya çıkan hasarı onaramazlar.

Tekrarlayan klamidya enfeksiyonları nadir değildir. Bu nedenle eş tedavisi önemlidir. Ayrıca tekrarlayan enfeksiyonlar kalıcı hasar riskini arttırır.

Önlem
Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır.

Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir.

En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.

Önceki sayfaya geri git

www.mumcu.com (c)
DİKKAT
Bu sitede yer alan bilgiler yalnızca eğitim ve bilgilendirme amacı taşımaktadır ve kendi kendine tanı ya da tedavi amacıyla kullanılamaz. Belirli bir tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi için mutlaka doktorunuza danışın

Abdi İpekçi Caddesi Reassürans Han 2 No: 61 / Kat: 5 Nişantaşı / İSTANBUL

          Site Hakkında
         
Site ile ilgili görüşleriniz.

 
Sitede yer alan bilgiler "bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan alınmıştır (www.mumcu.com)" şeklinde kaynak gösterilmek şartı ile kullanılabilir

.

İletişim : randevu@mumcu.com

Randevu: 0 (212) 219-1202

Premium Wordpress Themes by UFO Themes