| DİKKAT: Tam plasenta previa
doğumun sezaryen ile gerçekleştirilmesini gerektiren
bir durumdur. |
Plasenta previa (Pl. previa) ya da Türkçe adıyla önde
gelen plasenta, bebeğin anne ile arasındaki ilişkiyi sağlayan
plasentanın, bebeğin önde gelen kısmından daha aşağıda
yani servikse daha yakın olmasıdır. Hamileliğin son
dönemlerinde kanamaya neden olabilen, anne ve bebeğin
hayatını tehlikeye atabilen bir durumdur.
PLASENTA PREVİA NEDEN OLUR?
Plsenta previaya yol açan sebebin ne olduğu bilinmemektedir.
Bununla beraber bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Daha
önceden endometriumda bir zedelenme olması ya da endometriuma
giden kan akımında bir azalmanın bu duruma yol açabileceği
düşünülmektedir.
Plasenta previa için risk faktörleri şunlardır:
- Daha önceden geçirilmiş sezaryen
- Multiparite (birden fazla doğum olması, pl. previa ilk
gebeliklerde daha az görülür)
- Myom varlığı
- Anne yaşının ileri olması
- Çoğul gebelikler
- Daha önceki gebeliklerde pl. previa öyküsü
- Anne adayının sigara kullanması
Daha önceden plasenta previa geçirenlerde takip eden
hamilelikte aynı durumun ortaya çıkma riski %4-8'dir.
PLASENTA PREVİANIN KAÇ
ÇEŞİDİ VARDIR?
Plasenta previa plasenta ile serviks arasındaki ilişkiye göre
4 gruba ayrılır.
- 1. Tam (total) plasenta previa: Plasenta
rahim ağzını tamamen kapatmıştır
- 2. Kısmi (parsiyel) plasenta previa:
Plasenta rahim ağzının bir kısmını kapatmıştır.
- 3. Marjial plasenta previa: Plasenta
rahim ağzına yakındır ama kapatmaz
- 4. Alt segment yerleşimli plasenta:
Plasentanın kenarı rahim ağzına 2 santimetreden daha
yakındır ama temas halinde değildir

Tam plasenta previa
PLASENTA PREVİA NE SIKLIKTA
GÖRÜLÜR?
Miadını doldurmuş gebeliklerde plasenta previaya %0.3-0.5
doğumda bir rastlanır.
Daha önceden sezaryen geçirmiş olanlarda risk 1.5-5 kat
artar ve geçirilmiş sezaryen sayısına paralel olarak %10'a
kadar çıkabilir.
Yaş previa açısından bir risk faktörüdür ve anne
adayının yaşına göre görülme sıklığı şu şekildedir:
|
| Anne adayının yaşı |
|
Previa görülme sıklığı |
|
| 12-19 |
|
%1 |
| 20-29 |
|
%0.3 |
| 30-39 |
|
%1 |
| > 40 |
|
%2 |
|
Plasenta previa varlığında değişik türlerinin görülme
sıklığı ise şöyledir
|
| Tür |
|
Görülme sıklığı |
|
| Tam |
|
%20-45 |
| Kısmi |
|
%30 |
| Marjinal |
|
%25-50 |
|
Gebeliğin erken dönemlerinde ultrason incelemelerinde
plasenta previaya daha sık rastlanır. Hamileliklerin
%5-20'sinde ikinci trimesterda rutin yapılan ikinci düzey
detaylı ultrason incelemelerinde plasentanın servikse yakın
olduğu saptanır. Ancak hamileliğin ilerlemesi ile birlikte
rahim büyüdükçe plasenta da yukarı doğru çekilir ve 2.
trimesterda saptanan previa olgularının %90'ı miada
ulaşıldığında normal yerleşime döner. Erken dönemde
saptanan tam previa durumunda ise normale dönme oranı çok daha
düşüktür.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Plsenta previanın belirtisi ikinci trimestarda ya da
hamileliğin son dönemlerinde görülen ağrısız vajinal
kanamadır. Kanamayla birlikte ağrı olmaması tipiktir. Bu
kanama klasik kadın doğum kitaplarında "anne adayı
sabah uyandığında kendini kan gölünün içinde bulur"
şeklinde tarif edilir. Öte yandan previa kadınların büyük
bir kısmında sessiz seyreder ve herhangi bir belirti vermez.
TANI
Geçmişte plasenta previa tanısı hasta vajinal kanama nedeni
ile acil servise başvurduğunda yapılan muayene ile
konmaktaydı. Bu geç kalınmış tanı nedeni ile hem anne hem
de bebek kayıpları şimdikinden çok daha fazla görülmekteydi
ve plasenta previa anne-bebek ölümlerinin önemli bir
nedeniydi. Günümüzde ultrasonun yaygın olarak kullanılması
sayesinde rutin takipler sırasında saptanmaktadır ve kanamaya
bağlı komplikasyon sıklığı son derece azalmıştır.
RİSKLER
Plasenta previanın anne ve bebeğe yüklediği en büyük risk
kanamadır. Önceden tanı konulmamış hastaların %30'undan
fazlasında kan verilmesini gerektirecek miktarda kanama
olmaktadır. Ek olarak olguların %9-10'unda plasentanın rahim
duvarının derinliklerine kadar ilerlemesi olarak
tanımlayabileceğimiz plasenta accreta görülmekte, bu nedenle
doğum sonrası plasenta rahim duvarından ayrılamamakta ve
rahimin alınmasına kadar giden komplikasyonlar ortaya
çıkmaktadır. Ayrıca bu olgularda plasentanın erken
ayrılması daha sık görülür. Üstelik %10 olguda plasenta
ayrıldığında herhangi bir ağrı olmaz.
Bebek hayatını tehdit eden en önemli risk ise yine
kanamadır. Öte yandan plasenta previa olgularının %30'unda
makat geliş ya da yan geliş durumu bulunması da bebeğin
içinde bulunduğu riski arttırır.Yan gelişlerin %60'ında
duruma plasenta previa eşlik ederken makat gelişlerde bu oran
%24'dür. Plasenta previa nedeni ile doğumun erken olması
durumunda ise prematürite önemli bir risk faktörü olarak
karşımıza çıkar.
Plasenta previa varlığında özellikle belirli aralıklarla
kanama atağı geçirenlerde rahim içi gelişme geriliği ve
gelişimsel anomalilere daha sık rastlanmaktadır.
TEDAVİ
İkinci trimesterda yapılan detaylı ultrasonografide plasenta
previa saptanması durumunda hasta kanama konusunda uyarılır ve
ek bir girişime bulunmadan beklenir. Olguların %90'ında durum
zaman içerisinde düzelmektedir. Bu dönem içinde kanamayı
tetikleyebileceği için aşırı fiziksel aktivitede
bulunmaması istenir. Daha sonra 28-30. haftalarda plasentanın
durumu yeniden değerlendirilir. Previa durumu hala sürüyor ise
yine gerekli uyarılarla herhangi bir girişimde bulunmadan
takibe devam edilir.Az da olsa kanama varsa anne adayının
hastaneye yatırılarak takip edilmesi gerekebilir. Tam previa
varlığında kanama olmasa da hastanın doğuma kadar hastanede
izlenmesi nadir olmayan bir uygulamadır.
Plasenta previa varlığında kanamayı başlatabileceğinden
vajinal muayene yapılması önerilmemekle birlikte eğer
yapılacak ise mutlaka acil sezaryen şartları hazırlanmış
olmalıdır.
Eğer 32-34 haftanın sonunda plasenta konumu değişmemişse
bundan sonra yukarıya doğru çekilmesi artık beklenilen bir
durum değildir ve çok nadirdir. Rahim kasılmalarının
başlaması ile birlikte artacak olan kanama riskini en aza
indirmek için sezaryen tarihi planlanır. Tarih planlanırken
bebeğin akciğer olgunlaşması ilk planda dikkate alınması
gereken noktadır ve gerekirse bunu hızlandırmak için tedavi
verilebilir. Sezaryen için 37. haftadan sonrasını beklemek
anne ve bebek açısından bir yarar sağlamayacağı için
önerilmez.
Aktif kanama varlığında anne adayı açısından en uygun
yaklaşım zaman kaybetmeden doğumu gerçekleştirmektir. İlk
amaç anne adayının durumunu stabil hale getirmektir. Bunun
için gerekirse birden fazla damar yolu açılarak sıvı
desteği yapılırken birkaç ünite kan hazırlatılması uygun
bir yaklaşımdır. Gebelik haftasının küçük olduğu
durumlarda kanama çok şiddetli değilse rahim kasılmalarını
ve kanamayı durdurmak amacıyla ilaç uygulanabilir.
Aşağıdaki durumların varlığında ise hiç zaman kaybetmeden
acil sezaryen uygulanır:
- Anne adayının durumunun kötüleşmesi
- Kanamanın azalmaması
- Gebeliğin 36 haftadan büyük olması
- Bebeğin tahmini ağırlığının 2500 gramdan fazla
olması
- Monitörde bebeğin sıkıntıda olduğunun saptanması
- Tedaviye rağmen rahim kasılmalarının durmaması
Sezaryene girerken özellikle plasenta accreta riskini de göz
önüne alarak birkaç ünite kan hazırlatılması son derece
önemlidir.
Gebelik haftasının 36 haftadan az olduğu durumlarda kanama
azalır ya da durursa ve anne adayının durumu stabil hale
gelirse doğum geciktirilebilir. Geciktirmenin amacı bebeğin
akciğer olgunlaşmasını hızlandıracak tedavileri uygulamak
için zaman kazanmaktır.
ÖNERİLER
- Plasenta previa varlığında aşırı fiziksel
aktiviteden kaçının
- Az miktarda da olsa bir kanama varlığında hiç zaman
kaybetmeden doktorunuzu arayın.
- Acil bir durumu ve erken doğum riskini göz önüne
alarak doğum yapacağınız hastaneyi seçerken 24 saat
ameliyathane, erişkin ve yenidoğan yoğun bakım
şartlarını sağlayabilecek bir hastane olmasına
dikkat edin.
- Kan grubunuzu mutlaka öğrenin
- Sizinle aynı kan grubuna sahip ve acil bir durumda kan
verebilecek tanıdıklarınızın listesini çıkartın.
Bu isimleri ve ulaşılabilecek telefon numaralarını
cüzdanınızda taşıyın ve listenin bir kopyasını da
doktorunuza verin.
KAYNAKLAR
- Heppard, Martha C.S. and Thomas J.
Garite. Acute Obstetrics (Missouri: Mosby-Year
Book, Inc, 1996), pp 215.
- Creasy RK, Resnik R, Clark SL: Placenta previa and
abruptio placentae. In: Maternal-Fetal Medicine. 4th ed.
1999; 616-621
- Cunningham FG, MacDonald PC: Obstetrical hemorrhage. In:
Williams Obstetrics. 20th ed. 1997; 755-760
- Miller DA, Chollet JA, Goodwin TM: Clinical risk factors
for placenta previa-placenta accreta. Am J Obstet Gynecol
1997 Jul; 177(1): 210-4
- Ananth CV, Smulian JC, Vintzileos AM: The association of
placenta previa with history of cesarean delivery and
abortion: a metaanalysis. Am J Obstet Gynecol 1997 Nov;
177(5): 1071-8
|
| Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdaki
yazıları da okumanızı öneririm |
| |
|
|
|
Geri
|